Seymen Oyunu

Seymen, seğmen ya da seyman, eski Türk boylarında göçebe kervanlarını koruyan silahlı birlik, kolcu. Yerleşik hayata geçilmesiyle Anadolu'da köyden köye gelin almaya giden damat tarafının atlı, davullu, zurnalı, silahlı ve cepken giyinmiş delikanlı alayına dönüşmüştür. Hakaniye Türkçesindeki Sökmen ( سكمان yiğitlere verilen ünvân)sözcüğünden türediği var sayılır.

Anadolu'nun çok eski yerleşme sahalarından olduğu, arkeolojik ve antropolojik belgelerle ortaya konmuş bulunan Ankara, 1071 Malazgirt Zaferi'ni takip eden yıllardan itibaren Türklerin hakimiyetine girmiş; Danişmentliler'in, Anadolu Selçukluları'nın ve Osmanlılar'ın hakimiyetleri sırasında önceleri Büyük Anadolu Eyaletine, sonraları eyalet içindeki bir sancağa merkez olmuştur.

Bugün beş milyonu aşkın nüfusa sahip, modern bir başkent olan Ankara'nın ekonomisi önceleri tarıma dayalıydı. Tahıl ve meyve yetiştirilir, özellikle Ankara keçisi ve koyun beslenirdi. Ankara keçisi nin yumuşak ve parlak kılından dokunan kumaşlar İstanbul'a gönderilir, oradan Mısır ve Avrupa'ya sevk edilirdi. Tarihi 17.yüzyıla kadar uzanan bu dönem içerisinde Ankara balı, armudu, keçisi, çiğdemi ve kedisi ile ün salmıştı.

Kurtuluş Savaşı yıllarında Atatürk'ün Ankara'ya gelmesi (27 Aralık 1919) ile bu şehrin kaderi değişmiş, takibeden yıllarda (23 Nisan 1920) Türkiye Büyük Millet Meclisi burada toplanmış ve 13 Ekim 1923 tarihinde kabul edilen bir kanunla da Ankara devlet merkezi olmuştur.

Gittikleri yerlerde kendi kültürlerini koruyan ve geliştiren Oğuz Türkleri, yerleştikleri Ankara ve çevresinde de âdet, gelenek ve göreneklerini yaşatmışlardır. Bu geleneklerden biri de "Seymenlik Geleneği" dir (Seğmenlik - Seğmen).

Kafkas

Kafkas oyunları ikiye ayrılır,

Kuzey Kafkas Yöresi

Güney Kafkas Yöresi

Kuzey Kafkas Yöresi, Türkiye'de icra edilen Kafkas Halk Dansları nın iki dalından birisidir. Türkiye'de Kafkas halk dansları Güney Kafkas Yöresi(Azeri, Gürcü) ve Kuzey Kafkas Yöresi (Adige, Abaza, Çeçen, vb.) olarak ikiye ayrılmıştır. Bu yörenin en karakteristik özelliği figürlerinin oldukça sert ve keskin olmasıdır. Genel olarak düz çizgi formunda oynanan bu yörenin en çok bilinen oyunları ise

Lezginka (Çeçenlerce Lovzar, Kabardeylerce Şeşen, Kafkasya dışında Şeyh Şamil)(Dağıstan Lezgiler)

Kumuk (Dağıstan)

Apsuva (Abhazya)

Simt (Güney Osetya,Kuzey Osetya)

Kaynak : wikipedia

Halay

Değişik bölgelerde oynanan halaylar arasında büyük farklılıklar vardır. O yüzden üçe ayrılır:

Çukurova (Güney) Halayları: Adana ile Antep arasında oynanan halaylardır.
Doğu Halayları: Antep'in doğusunda kalan bölgeler genelde aynı karakteriste sahiptir.
Bozkır Halayları: İç Anadolu bozkırlarında ve Orta Karadeniz'de oynanan halay oyunlarıdır.
Halay, toplu halde yan yana dizilerek bir çember oluşturmak suretiyle oynanır. Dansçılar, küçük parmaklarıyla birbirlerine tutunurlar. Grubun en başında bulunan lider, açıkta olan eliyle mendil sallar. Dans yavaş adımlarla başlar, bir süre sonra hızlanır. Halay adımları genelde ayak figürlerine dayanır. Bu bölgelerde her ilin kendine has halay oyunları derlenmiştir. Halay, davul ve zurna ile çalınan müzikler eşliğinde oynanır.

Halk kültüründe
Halay, Türk ve Altay halk kültüründe tören dansıdır. Alay olarak da söylenir. Kökleri milattan önceki dönemlere ve hatta tarih öncesi çağlara uzanan bir oyundur. Al kültü ile ilişkilidir. Yaşamın enerjisini, döngüsünü, dayanışmayı, hareketi, durup devam etmeyi ve ritmi içerir. Al (Hal) sözcüğünün ateşle yani yaşamsal enerjiyle bağlı olması bu oyuna verilen önemi göstermektedir. İlkel biçiminin adı Allı veya Yallı olarak bilinir. Kobustan adlı bölgede kayalara çizilen eski çağlara ait resimlerde bu oyunun resmedildiği görülmektedir. Elley (Allay) adlı ilk ata ile de bağlantılı görünmektedir.
Yakutlar bu dansa Ohokay derler.

Kaynak : wikipedia

Çiftetelli

Çiftetelli, 4-4 ritme sahip oldukça hareketli bir dans. Türkiye'de ve Balkan ülkelerinde bilinmektedir ve oynanmaktadır. Türkiye'de oynanan bazı türleri Eskişehir Çiftetellisi , Bursa Çiftetellisi, Bahriye Çiftetellisi,Adana Çiftetellisi, Keban Çiftetellisi, Balıkesir Çiftetellisi, Kemalpaşa Çiftetellisi (Arap Çiftetellisi), İnegöl Çiftetellisi, Gaziantep Çiftetellisi, Şanlıurfa Çiftetellisi, Trakya Çiftetellisi, Ada Çiftetellisi, , Bandırma Çiftetellisi ve İstanbul Çiftetellisidir.

Çiftetelli “göğüs ve göbek titreterek, gerdan kırarak oynanan bir oyun ve bu oyunun müziği” olarak tanımlanır. Çiftetelli, yalnız eğlence amacı ile ritim eşliğinde vücudun, omuz, göğüs, bacak titreşimleriyle, kalça ve göbek atarak, gerdan kırarak oynanmasıdır.

Osmanlılarda, saray eğlencelerinde çiftetelli oyunu görülmektedir. Günümüzde hareket serbestliği ve figür zenginliği nedeniyle Anadolu’nun tüm yörelerinde herkes tarafından kolayca oynanmaktadır. Tek kişi ile olduğu gibi birçok kişinin katılmasıyla kadın ve erkek toplu olarak da sergilenebilir.

Çiftetellide adımlar küçük atılır, ayakların oyunda değeri yoktur. Serbest ve istenildiği gibi adım atmak mümkündür. Temel olan ritmin vücuda ve omuzlara alınmasıdır. Çiftetellide eğlence ve müziğe uydurulmuş bir vücudun neşesinin gösterilmesi veya yaşanması söz konusudur. Belli bir yön kısıtlaması olmadığı için bağımsız, hatta disiplinsiz bir oyun olduğu savunulur.

Çiftetellide Zeybek ve Halay gibi belirlenmiş özel kıyafetler yoktur. Genelde parlak, canlı ve süslü kıyafetler kullanılır.

 

Kaynak : wikipedia

Zeybek

Zeybek, Batı Anadolu yöresinde görülen halk oyunudur. Zeybek kendi içinde türlere ayrılmaktadır:

Tek kişi tarafından ya da birkaç oyuncunun çember şeklinde dizilmesiyle oynanır. Zeybek, halkı koruyan cesur bir adamı temsil eder. Zeybek oynayan dansçı, kollarını omuz hizasında, elleri başıyla aynı hizada olacak şekilde iki yana doğru açar ve bazı oyunlarda kollarını dirseklerden hafifçe kırar. Büyük adımlar atarak ağır ağır hareket eder. Ara sıra yere doğru eğilip bir dizin yere dokundurulması, bu dansın belirgin hareketlerindendir. Bu tarz zeybekler İzmir, Aydın, Manisa, Denizli, Muğla ve Uşak taraflarında görülen zeybek türleridir. Buna Balıkesir'in Ege sahilleri de dahil edilebilir.

İç Ege illeri olan; Kütahya, Bursa, Afyonkarahisar, Balıkesir'in doğu kısımları, Eskişehir ve Bilecik kaşıklı zeybek tavrı etkisindedir. Yine Ankara taraflarında oynanan oyunlar kaşıklı zeybek kategorisine girer. Kaşıklı zeybek oyun karakteri Sinop'a kadar uzanan Batı Karadeniz Bölümü'nü de içine alır.

Burdur, Isparta, Antalya, Muğla-Fethiye ve Denizli'nin güney kısımları (Acıpayam çevresi) "Teke" zeybekleri içine girer ve kıvrak ezgileri vardır.Balıkesir'in iç ve güney kısımlarında ise kırık zeybek (güvende) oyunlarına rastlanır.

Türleri

  • Ağır zeybek
  • Aydın Zeybeği 
  • Kaşıklı zeybek
  • Kıvrak zeybek (Teke zeybeği)
  • Kırık zeybek

Aydın zeybeği genellikle şu türkü eşliğinde oynanır

Uzun olur (aman) efelerin pıçağı
Beş yüz dirhem Şam Trablus kuşağı
Serbest olur (aman) Anadolu uşağı
Aşırdılar karlı (da) dağdan Keşiş'ten
Bilmiş ol ki geçmiş olur iş işten
Silâhı da elinde, kaması da belinde
Yavrum İzmir yolunda ben bir güzele vuruldum

Toplu olarak oynanan, eşlik ezgisi karcığar makamında olan, Balıkesir'e ait halk oyunudur.

 

Kaynak : wikipedia

Horon

Kökeni
Yunanca "dans" anlamında horos (χορός) kelimesiyle ilişkili olup, Türkçe içerisinde bilinen ilk kayıt Bahr'ür Garip tarafından yapılmış ve 15 . yüzyılda Rum kadınlarının sıra halinde oynadığı bir halk dansı için kullanılmıştır.

Dağılım

Samsun kıyılarından itibaren horon oynanır Anadolu Karadeniz bölgesinde Samsun sınırından Gürcistan sınırına kadar olan bölgede, düğün, nişan, asker uğurlama , yayla şenlikleri gibi toplu eğlencelerde kaval Of, Sürmene, Bayburt(Aydıntepe) Aybastı, Hopa, Kemalpaşa, klarnet(Ordu yöresindeki adıyla gırnata)Ordu(merkez, Perşembe, Ulubey, Gülyalı, Fatsa, Ünye) ,kemençe ,(Artvin, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Trabzon, Rize) ,akordeon (Borçka,Şavşat) ya da tulum ([Rize, Giresun(Merkez), Erzurum İspir, Artvin(Ardanuç,hopa,arhavi,Borçka,Şavşat), Gümüşhane'de sadece Yağmurdere) eşliğinde, yalnız erkekler (erkek horonu), yalnız kızlar/kadınlar (kız horonu) ya da kız-erkek karışık (karma horon) olarak; türkü eşliğinde (sözlü horon) ya da sadece çalgı eşliğinde; düz çizgi, yarım daire ya da halka yapısı formunda; hızlı ve çevik hareketlerle oynanmaktadır. Gümüşhane ve Giresun'un güneyinde hem kemençe hem de davul-zurna ile oynanmaktadır.

Acara ve Yunanistan

Bölge dışında, savaşlar sonucunda göç edip daha çok Adapazarı, İzmit, Bolu, Bursa gibi illere yerleşen Karadenizli muhacirler ile 1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesinde bölgeden Yunanistan’a gönderilen Hıristiyan Rumlar ve Gürcistan ’ın Acara bölgesi nin halkı tarafından, horon milli bir dans olarak oynanmaktadır. Düz Horon(Omal), Deli Horon, Acara Horonu, Hemşin Horonu, Artvin yöresinde oynanan horon çeşitlerinden birkaçıdır.

Horon çeşitleri

Kemençe eşliğinde Horon oynayan Karadeniz'liler
Karadeniz dışında Anadolu ve Yunanistan ’da çeşitli halk oyunlarında her iki formda yaygındır. Lucian ’ın (MS 125-190) bahsettiği geleneksel oyuncuların zincir oluşturduğu dans aynı isimle halen daha Ege adaları nda oynanılmakta olup, önce birbirinden ayrı oynayan erkek ve kadın gurupların karışarak oyunu birlikte oynaması Karadeniz horonlarında da izlenmektedir . Düz sıra halinde veya dairesel olarak oynanılan horonda, hangi formun orijinal olduğunu saptamak oldukça güçtür

Artvin horonları, Rize ve Trabzon gibi sahil kesiminde oynanan horonlara göre daha değişik bir yapıdadır. Sahilde oynanan horonlarda, çok hızlı omuz silkme ve ayak sallama figürleri karakteristik iken, Artvin horonlarında hareketler daha çok tüm vücudun hareketi, ayakların sertçe yere basması vb. biçimindedir. Yine sahil horonlarında çalgı kemençe iken, Artvin’de tulum ve akordeon dur. Öztürk de Trabzon Bölgesi horonlarını daha doğudaki Laz, Hemşin, Gürcü horonlarından ayıran önemli bir farkın Trabzon horonlarında öne çıkarılan omuz silkme figürü olduğunu yazıyor .artvin de horon Lazlar ın yaşadığı hopa,arhavi ve borçka(bir kısmı)ve gürcü köylerinde geleneksel olarak oynanmakta olup artvin in iç kesimlerinde artvin kıpçak türk'leri nin oyunları davul ve zurna eşliğinde BAR oyunları ve ahıska kafkas dansı oynanır(bakınız:www.artvindernegi.com). En az beş kişi ile oynanan horonlar, oyunları iyi bilen, yaşça büyük, sevilen ve sayılan bir kişi tarafından yönetilir. Oynayanları coşturmak için söylenen “kollar dik”, “dik oyna” “vurdu-çıktı” gibi komut ve “ii-hu ii-hu!” gibi naralarla oyuncular daha da neşelenir ve hareketlenirler.

Erkekler tarafından oynanan horonlar ne kadar hızlı ve sert ise, kadınların oynadığı ve “kız horonu” denen horonlar da o kadar yumuşak ve zarif hareketlerle oynanır. Kadın-erkek karışık oynanan horonlarda bu hızlı ve sert hareketlere kadınların da uyum sağladıkları, erkekler kadar ustalıkla oynadıkları görülür.

Horonlar, türkü eşliğinde (sözlü horon) ya da Sallama, Sıksara (Sera) horonlarında olduğu gibi sadece çalgı eşliğinde, sadece kadınlar (kız horonu), sadece erkekler (erkek horonu) ya da kadın erkek karışık (karma horon) olarak, düz bir sıra halinde ya da halka oluşturularak oynanır.

Saygun, Artvin horonlarını genel olarak “koşmalı horonlar” ve “koşmasız horonlar” diye ikiye ayırıyor ve “seyahat esnasında koşmasızlardan bir-ikisini mümkün oldu ise de koşmalı nev’ine hiç tesadüf edemediğim cihetle bu nev’ine ait misâl veremiyeceğim” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Düz horonlara gelince: Koşmasız horonlar, Artvin’in esas sazı olan “tulum zurna”nın refakati ile icra edilirler. Tulum zurnanın her raksa aid olarak mütemadiyen tekrarlandığı kısa motifleri icra eden sazcının, melodinin ritmine göre ayağını vurması âdettir. Bu oyunların birçok nev’ileri vardır: “Deli horonu”, Sâlyabasa, Titreme oyunu, “Kabak havası” bu cümledendir. Bunlara âid olarak kısa motifleri sazcı icra ederken, oyuncuların teşkil ettiği halkanın ortasında bulunur. Oyuncuların yarım daire halinde raks etmeleri de vakidir" (Saygun, 1937).

Doğu Karadenizin kelkit vadisi olan Karadeniz dağların güneyi de genellikle kemençe ve davul zurna ile dik, düz, laz, siksara, İsola horonu, al aşağı horonu, güzeller gibi pek çok horonun oynandığı bölgelerden biridir.Kelkit vadisi ilçeleri Giresunun Çamoluk, Alucra ve Şebinkarahisar ile Sivasın Suşehri, Akıncılar, Gölova, Koyulhisar, İmranlı bölgesini kapsar ve bu bölge horonları genellikle Giresun Horonları ile aynı olup hem dik oynanırken hem de bazı bölümler de eğilerek oynanır.

Doğu Karadeniz'in kapısı konumunda bulunan Ordu'da oynanan Gürcü horonu,mısıroğlu horonu,milli horon,Boztepe horonu,kol horonu,melet horonu,Perşembe horonu,nalcı horonu,iskilip horonu,eşkiya horonu da Karadeniz Bölgesinde oynanan horon türlerine örnektir.

Çamlıhemşin’den horon çeşitleri: Rize, Hemşin, Yüksek Hemşin, Papilat, Memetina, Bakos, Çarişka, Aleka, Sırtlı, Mahmutoğlu, Gant, Hevrek, Hanlakıt, Yali, Çano

Horon terminolojisi
Her horonun bir pişme, coşma noktası bulunmaktadır. Oyuncuların elleri yukarı-dayken horonbaşının ya da kemençecinin "şimula" ya da "alaşağı" komutuyla horoncular adım atarak omuz titretme hareketini içeren aşağı alma hareketini yaparlar. Horon oyna-yanlar, kemençeci hatta seyredenler oyun sırasında kendilerinden geçerek anlamsız sesler çıkartabilir, horoncuları gayrete getirmek için naralar atabilir, tıslayabilir ya da gayret sözleri sarfedebilirler

Artvin ili, Borçka ilçesinden bu tür sözlere örnekler (Gürcüce): Şuhto bico (oyna oğlan), şeni celi (senin belin), şeni hdeba (sana yakışır), elias gogonebia (elias kızlar), hehe lamazat lamazat (hehheh güzel güzel), gogonebia ahla (kızlar şimdi), pehpeh suhto suhto (atla atla), hoho çemo hute (sarıl bana), ahla bicebo (şimdi oğlanlar), rcalebi geyhade ahla (geline bak şimdi), malemoooy (çabuk gel)... Horonlar, horonbaşının verdiği komutlarla oynanır. Artvin horonlarında verilen bu tür komutlara örnekler: Deli Horon’da: Başla, başla-işle, işle, işle-kollar üste, kollar siya-kındır oyna, dura dura-kollar çabuk-gel oguna diza-vur orta topuk, gel horo, alasiya, az vur oyna, tek çökme. Hemşin Horonu’nda: Siya, siya-savuş, savuş-geldum, geç-geç-te, dura-geldi Hemşin.

Kaynak : wikipedia