Kemençe Eğitimi

Kemençe, rebap, keman türü yaylı çalgılarla akraba olduğu sanılan, bir yay yardımıyla çalınan üç telli geleneksel halk çalgısının adı olup, klasik kemençe ile karıştırılmasını önlemek amacıylaKaradeniz kemençesi olarak da adlandırılmaktadır.

Bilinen en eski yaylı enstruman olan rebap (Arapça rababah) Avrupa’ya, 9. yüzyılda Bizansüzerinden (lyra adıyla) ve MS 11. yüzyılda Müslüman Arapların kontrolü altında olduğu dönemdeİspanya üzerinden Rebec adıyla iki koldan yayılmış, Orta Çağ ve Erken Rönesans dönemi boyunca yoğun olarak kullanılmıştır.[1] Çok sayıda farklı teoriye karşın Karadeniz kemençesinin Rumlar tarafından Kapadokya kemanesi olarak da adlandırılan Kabak kemaneden form olarak ne zaman farklılaştığı kesin olarak bilinmemektedir.

Araştırmacı Yazar Mehmet Bilgin'in Doğu Karadeniz Etnik Tarihi Üzerine adlı yazdığı kitapta, Karadeniz kemençesinin KıpçakTürkleri'ne ait bir çalgı olduğunu, Gagavuz Türkleri 'nin de bu çalgıya kumança ve oyununun adına da Horon dediklerini yazmıştır

Tulum Eğitimi

Sipsi ve parmak tutuş tekniklerinin başlangıç aşamasında öğretildiği kurs kapsamında öncelikli olarak enstrümanın tanıtılması sürecine dahil olacaksınız.

Titremeler, melodik eser çalım teknikleri, hava akışını sağlayabilme çalışmaları, enstrümanın nasıl üfleneceği, ritimler, parmakların enstrüman üzerinde pratik yapabilmesine yönelik çalışmalar, hava dengeleme alıştırmaları, horonlara geçiş çalışmaları gibi eğitim süreçlerine dahil olacağınız kursta belirli yörelere ait parçaları seslendirebilme ayrıcalığına da sahip olacaksınız.

Kurs size, enstrüman hakkında teorik ve uygulamalı çalışmalar sunmakla birlikte kendinizi geliştirebileceğiniz alıştırmalar da yaratmaktadır.

Özellikle evlerinizde çalışabileceğiniz programlarla tulumu profesyonel anlamda icra edebilecek düzeye ulaşabileceğiniz gibi nefesinizi parçalara uygun şekilde ayarlama süreciniz belirli alıştırmalar dahilinde gerçekleşecektir.

Tulum nasıl bir enstrümandır?
Tek oktav özelliği bulunan komalı enstrüman, nefes gerektiren bir çalgı olarak bilinmektedir. Pes sesleri kontrol altına alabilen tulum genellikle Karadeniz Bölgesi’nde yaygın olarak tercih edilmektedir. Parmakların ve nefesin bir bütün halinde çalışmasını gerektiren tulum, sipsi yardımıyla çalınmaktadır.

Dudula, gövde ve navdan oluşan enstrüman, ağırlıklı olarak keçi derisinden elde edilmektedir. Dudula, tulumun şişmesi için kullanılmaktadır. B – si” “A -la” “G –sol olarak akort edildiği bilinen enstrüman günümüzde yörelerine göre farklı desenler içerebilmektedir.

Gövde kısmında gliserin veya yağ kullanılması, enstrümanın çatlamasını veya kurumasını engellemektedir. Nav kısmı şimşir ağacından yapılan tulumlarda sesler temiz ve güçlü çıkmaktadır. Gövde kısmında deri kullanımı esnasında keçinin 1 yaşından küçük olmamasına özen gösterilmektedir.

Tulum öğrenmek için ne kadar süre kursa gitmeliyim?
Enstrümanı öğrenebilmek için geçerli olan süre zarfı 1 ay ile 3 ay arasında değişmektedir. Bu değişim, kişisel gayret ve çalışma disiplininizle doğru orantılı olmakla birlikte eğitmenlerinizin verdiği sizin için hazırladığı birebir çalışma programlarını ne kadar uyguladığınızla da ilintilidir.

Enstrümanı öğrenmek kısa bir zaman dilimini kapsasa da iyi tulum çalabilmek için uzun süre çalışmalı ve alanında uzman eğitmenlerden yardım almalısınız.

Tulum kursu kaç saat sürer?
Ortalama ders süresi haftada 2 saattir. Bu süre kurs yerinin hazırladığı eğitim programına ve kurs günlerine (hafta içi / hafta sonu) bağlı olarak değişiklik gösterir.

Tulum çalmak zor mudur?
Tulum, nefes egzersizlerine ve parmak alıştırmalarına dayalı bir enstrüman olması nedeniyle çalma sürecinde çeşitli zorluklar barındırabilmektedir.

Kursların amacı, bu zorlukları aşarak enstrüman hakimiyetinizi güçlendirmek ve sizi horon parçalarını icra edebilmek düzeye ulaştırmaktadır. Bu nedenle tulumun zorluklarını aşabilmek için düzenli olarak çalışmalı ve enstrümanın tüm tekniklerini uygulayacak yeterliliğe sahip olmalısınız.

Tulum kursuna kimler katılabilir?
Tulum kursuna katılmak için belirlenen herhangi bir kriter bulunmamaktadır. Küçük yaştaki çocukların çalabileceği bir estrüman olmayan tulum, bu enstrümana hevesli olan, kendini geliştirmek isteyen ve öğrenim sürecine dahil olmayı hedefleyen herkese kurs olanakları sunmaktadır.

Tulum seçiminde bu alanda profesyonelleşme başarısı göstermiş eğitmenlerden yardım alabilirsiniz.

Zurna Eğitimi

Zurna, Türkiye'nin birçok yerinde kullanılan, tahta, metal ve kamış kullanarak yapılan, yüksek sesli, bu yüzden büyük davul ile birlikte çalınan, yine bu yüzden açık havada kullanıma uygun, nefesli saz çeşididir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesinin folklorunda genellikle (Mardin'de Gaziantep, Diyarbakır ve Şanlıurfa'nın iç bölgelerinde) ancak mutlaka bas davul eşliğinde kullanılan, ahşap, yedi delikli nefesli bir sazdır.

Mehter takımları ve bunun modern şekli bando mızıka takımlarının eskiden hükümdarların hükümdarlık işareti olarak fermanlarını zurna eşliğinde okutmalarından geliştiği tahmin edilmektedir.

Bağlama Eğitimi

Bu Eğitim programda; bağlama enstrümanını, bağlama düzeninde, temel düzeyde, genel müzik teori ve tekniklerine uygun olarak çalabilme bilgi ve becerisi kazandırılması hedeflenmiştir.

Konu Başlıkları: Müziğin temel öğeleri, bağlama düzeninde hüseyni (kerem) dizisi, bağlama düzeninde 2, 3, 5, 7, 8, 9 zamanlı ritim kalıpları, bağlama düzeninde rast ve sabâ (derbeder ve kalenderi dizisi), bağlama düzeninde kürdi ve hicaz (garip) dizisi, bağlama düzenine uygun halk müziği repertuarı.

İstihdam Alanları: Bu programda eğitim alanlar müzik alanında kendilerini geliştirmelerinin yanı sıra, müzik sektöründe yeterlilikleri oranında çalışma imkânı bulabilirler..

Türklerin en yaygın sazı olan bağlamanın kökeni tam olarak bilinmemekle birlikte kaynağının Orta Asya olduğu söylenir. Bağlama Türk Halk müziği tezeneli sazlar ailesinin bir üyesidir. Saz müzik aletlerinin genel bir adıdır. Örneğin, yaylı sazlar denildiğinde; keman, viyola vb. aletler, vurmalı sazlar denildiğinde; davul, bendir vb. aletler anlatılmak istenir.

Türkiye’de yörelere göre değişik isimlerle adlandırılsa da son yıllarda kullanılan en yaygı ismi bağlamadır.

Uluslararası çalgı sınıflandırmasında bağlama “uzun lutlar” sınıfına girer. İngilizcedeki “luth” sözü, Arapça “el-ud”dan gelir.  Bu sözün Endülüs külrürü ile Avrupa müzik terminolojisine geçtiği söylenebilir.

Bağlama benzeri çalgıların  Anadolu’da görülen ilk örnekleri, M.Ö. 1680-1375 tarihlerinde Hitit dönemidir.  G. Antep’te bulunan kabartma taşlarda benzer çalgı resimlerine rastlanmıştır. Bizans döneminde bulunan mozaiklerde de bağlama benzeri çalgılara rastlanması, Anadolu’da Türklerden önce bu tip çalgıların kullanıldığı izlenimi verir. Kırgız Türklerinin yerleşim alanı Hakas bölgesinde bağlama benzeri örnekler bulunmuştur. Bu örnekler iki tellidir ve perdeleri yoktur. Günümüzde hala kullanılan iki telli (dutar) Asyada yaygındır. Asyada tel sayısı ikiden fazla olanlara tanbura ya da dombra denir. Gürcüler ise böyle sazlara pandura
Adını vermişlerdir.

Uzun saplı, tezeneli, “lut “ gibi sazların Balkanlardan, Gürcistan’a, Azerbaycan’a, Ermenistan’a ve Asyaya kadar geniş bir coğrafyada kullanıldığı görülür. Müzikolojik olarak bu yaygınlığın kaynağında Selçuklu ve sonrasında OsmanlıTürkleri’nin Asya müzik kültürlerini yaşadıkları bölgelere getirdikleri söylenebilir. Dede Korkut Hikayeleri’nde ve Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde bağlamanın atası olduğu düşünülen kopuz adı geçmektedir.

Bağlama adının, nereden geldiği ve nasıl hafızalara yerleştiği araştırıldığında kesin olarak bilinmemekle beraber, birçok fikirlerin ileriye sürülmüştür.  Bunlar arasında da akla en yakın olan ise, sapına bağlanan perdelerden Bağlama denmiş olabileceği düşüncesi ağırlık kazanmaktadır. Kopuzun önceleri sapında perde olmayışı, daha sonra perde bağlanması bu savı destekler niteliktedir.  Kopuz olarak bilindiği devirlerde, gerekse bağlama olarak çalındığı dönemlerde, kutsal bir alet gibi sevgi ve saygı görmüştür. Öpüp başa konulmuş, ondan sonra çalınmış evlerin en güzel köşelerine asılmış, çalanlara da büyük saygı duyulmuştur.

Kaynak : İsmek

Gitar Eğitimi

 

Batı müziğinde klasik gitarı temel düzeyde, genel müzik teori ve tekniklerine uygun olarak çalabilme bilgi ve becerisinin kazandırıldığı programdır
Konu Başlıkları: Müziğin temel öğeleri, gitar çalmada oturuş ve tutuş tekniği, klasik gitarda I. pozisyon ve ses çalışmaları, klasik gitarda iki partili teknikler, klasik gitarda do majör ve la minör diziler, klasik gitarda sol majör ve mi minör diziler, klasik gitarda fa majör ve re minör diziler, klasik gitarda re majör ve si minör diziler.
İstihdam Alanları: Bu programda eğitim alanlar müzik alanında kendilerini geliştirmelerinin yanı sıra, müzik sektöründe yeterlilikleri oranında çalışma imkânı bulabilirler.

Örnek Şarkı HATIRLA SEVGİLİ:
https://www.youtube.com/watch?v=L45lzwDAnlY
https://www.youtube.com/watch?v=ksWqZa62WNY
https://www.youtube.com/watch?v=VHYI2k6gSeo

 

Kaynak :İsmek

 

Keman Eğitimi

Batı müziğinde, kemanı temel düzeyde genel müzik teori ve tekniklerine uygun olarak çalabilmesinin hedeflendiği bir eğitim programıdır.

Konu Başlıkları: Müziğin temel öğeleri, keman çalmada duruş ve tutuş, keman çalmada birinci konum ve temel yay teknikleri, sol majör ve mi minör diziler, re majör ve si minör diziler, la majör ve fa diyez minör diziler, fa majör ve re minör  diziler, do majör ve la minör diziler..

İstihdam Alanları: Bu programda eğitim alanlar müzik alanında kendilerini geliştirmelerinin yanı sıra, müzik sektöründe yeterlilikleri oranında çalışma imkânı bulabilirler..

İnsan sesine en yakın enstrümanlardan biri olan keman, yaylı çalgılar ailesinin en nadide üyelerinden biridir. Keman'ın bir gövdesi ve buna bağlı bir sapı mevcuttur. Çene ile omuz arasında tutulan kemanın yaklaşık 35 cm’lik gövdesinde yer alan girintili alan, yayın hareketlerini kolaylaştırması bakımından önemlidir. Sapın ucunda bulunan burgular yani kulaklara bağlı olan teller, köprü olarak nitelendirilen eşik bölümünden geçerek kuyruğa ulaşır.

 

Seymen Oyunu

Seymen, seğmen ya da seyman, eski Türk boylarında göçebe kervanlarını koruyan silahlı birlik, kolcu. Yerleşik hayata geçilmesiyle Anadolu'da köyden köye gelin almaya giden damat tarafının atlı, davullu, zurnalı, silahlı ve cepken giyinmiş delikanlı alayına dönüşmüştür. Hakaniye Türkçesindeki Sökmen ( سكمان yiğitlere verilen ünvân)sözcüğünden türediği var sayılır.

Anadolu'nun çok eski yerleşme sahalarından olduğu, arkeolojik ve antropolojik belgelerle ortaya konmuş bulunan Ankara, 1071 Malazgirt Zaferi'ni takip eden yıllardan itibaren Türklerin hakimiyetine girmiş; Danişmentliler'in, Anadolu Selçukluları'nın ve Osmanlılar'ın hakimiyetleri sırasında önceleri Büyük Anadolu Eyaletine, sonraları eyalet içindeki bir sancağa merkez olmuştur.

Bugün beş milyonu aşkın nüfusa sahip, modern bir başkent olan Ankara'nın ekonomisi önceleri tarıma dayalıydı. Tahıl ve meyve yetiştirilir, özellikle Ankara keçisi ve koyun beslenirdi. Ankara keçisi nin yumuşak ve parlak kılından dokunan kumaşlar İstanbul'a gönderilir, oradan Mısır ve Avrupa'ya sevk edilirdi. Tarihi 17.yüzyıla kadar uzanan bu dönem içerisinde Ankara balı, armudu, keçisi, çiğdemi ve kedisi ile ün salmıştı.

Kurtuluş Savaşı yıllarında Atatürk'ün Ankara'ya gelmesi (27 Aralık 1919) ile bu şehrin kaderi değişmiş, takibeden yıllarda (23 Nisan 1920) Türkiye Büyük Millet Meclisi burada toplanmış ve 13 Ekim 1923 tarihinde kabul edilen bir kanunla da Ankara devlet merkezi olmuştur.

Gittikleri yerlerde kendi kültürlerini koruyan ve geliştiren Oğuz Türkleri, yerleştikleri Ankara ve çevresinde de âdet, gelenek ve göreneklerini yaşatmışlardır. Bu geleneklerden biri de "Seymenlik Geleneği" dir (Seğmenlik - Seğmen).

Kafkas

Kafkas oyunları ikiye ayrılır,

Kuzey Kafkas Yöresi

Güney Kafkas Yöresi

Kuzey Kafkas Yöresi, Türkiye'de icra edilen Kafkas Halk Dansları nın iki dalından birisidir. Türkiye'de Kafkas halk dansları Güney Kafkas Yöresi(Azeri, Gürcü) ve Kuzey Kafkas Yöresi (Adige, Abaza, Çeçen, vb.) olarak ikiye ayrılmıştır. Bu yörenin en karakteristik özelliği figürlerinin oldukça sert ve keskin olmasıdır. Genel olarak düz çizgi formunda oynanan bu yörenin en çok bilinen oyunları ise

Lezginka (Çeçenlerce Lovzar, Kabardeylerce Şeşen, Kafkasya dışında Şeyh Şamil)(Dağıstan Lezgiler)

Kumuk (Dağıstan)

Apsuva (Abhazya)

Simt (Güney Osetya,Kuzey Osetya)

Kaynak : wikipedia

Halay

Değişik bölgelerde oynanan halaylar arasında büyük farklılıklar vardır. O yüzden üçe ayrılır:

Çukurova (Güney) Halayları: Adana ile Antep arasında oynanan halaylardır.
Doğu Halayları: Antep'in doğusunda kalan bölgeler genelde aynı karakteriste sahiptir.
Bozkır Halayları: İç Anadolu bozkırlarında ve Orta Karadeniz'de oynanan halay oyunlarıdır.
Halay, toplu halde yan yana dizilerek bir çember oluşturmak suretiyle oynanır. Dansçılar, küçük parmaklarıyla birbirlerine tutunurlar. Grubun en başında bulunan lider, açıkta olan eliyle mendil sallar. Dans yavaş adımlarla başlar, bir süre sonra hızlanır. Halay adımları genelde ayak figürlerine dayanır. Bu bölgelerde her ilin kendine has halay oyunları derlenmiştir. Halay, davul ve zurna ile çalınan müzikler eşliğinde oynanır.

Halk kültüründe
Halay, Türk ve Altay halk kültüründe tören dansıdır. Alay olarak da söylenir. Kökleri milattan önceki dönemlere ve hatta tarih öncesi çağlara uzanan bir oyundur. Al kültü ile ilişkilidir. Yaşamın enerjisini, döngüsünü, dayanışmayı, hareketi, durup devam etmeyi ve ritmi içerir. Al (Hal) sözcüğünün ateşle yani yaşamsal enerjiyle bağlı olması bu oyuna verilen önemi göstermektedir. İlkel biçiminin adı Allı veya Yallı olarak bilinir. Kobustan adlı bölgede kayalara çizilen eski çağlara ait resimlerde bu oyunun resmedildiği görülmektedir. Elley (Allay) adlı ilk ata ile de bağlantılı görünmektedir.
Yakutlar bu dansa Ohokay derler.

Kaynak : wikipedia

Çiftetelli

Çiftetelli, 4-4 ritme sahip oldukça hareketli bir dans. Türkiye'de ve Balkan ülkelerinde bilinmektedir ve oynanmaktadır. Türkiye'de oynanan bazı türleri Eskişehir Çiftetellisi , Bursa Çiftetellisi, Bahriye Çiftetellisi,Adana Çiftetellisi, Keban Çiftetellisi, Balıkesir Çiftetellisi, Kemalpaşa Çiftetellisi (Arap Çiftetellisi), İnegöl Çiftetellisi, Gaziantep Çiftetellisi, Şanlıurfa Çiftetellisi, Trakya Çiftetellisi, Ada Çiftetellisi, , Bandırma Çiftetellisi ve İstanbul Çiftetellisidir.

Çiftetelli “göğüs ve göbek titreterek, gerdan kırarak oynanan bir oyun ve bu oyunun müziği” olarak tanımlanır. Çiftetelli, yalnız eğlence amacı ile ritim eşliğinde vücudun, omuz, göğüs, bacak titreşimleriyle, kalça ve göbek atarak, gerdan kırarak oynanmasıdır.

Osmanlılarda, saray eğlencelerinde çiftetelli oyunu görülmektedir. Günümüzde hareket serbestliği ve figür zenginliği nedeniyle Anadolu’nun tüm yörelerinde herkes tarafından kolayca oynanmaktadır. Tek kişi ile olduğu gibi birçok kişinin katılmasıyla kadın ve erkek toplu olarak da sergilenebilir.

Çiftetellide adımlar küçük atılır, ayakların oyunda değeri yoktur. Serbest ve istenildiği gibi adım atmak mümkündür. Temel olan ritmin vücuda ve omuzlara alınmasıdır. Çiftetellide eğlence ve müziğe uydurulmuş bir vücudun neşesinin gösterilmesi veya yaşanması söz konusudur. Belli bir yön kısıtlaması olmadığı için bağımsız, hatta disiplinsiz bir oyun olduğu savunulur.

Çiftetellide Zeybek ve Halay gibi belirlenmiş özel kıyafetler yoktur. Genelde parlak, canlı ve süslü kıyafetler kullanılır.

 

Kaynak : wikipedia